
Spil Dağı ile Gediz Nehri arasında, İzmir-İstanbul Karayolunun kuzeyinde, İzmir’e 36 km uzaklıkta bulunan Manisa, Ege Bölgesi’nin önemli şehirlerinden biridir. Homeros’a göre ilk yerleşimin, Truva Savaşları’ndan dönen Magnetler tarafından M.Ö. XIV. yüzyılda kurulduğu sanılmaktadır. Hitit, Aka, Frigya, Lidya, Hellen, Roma ve Bizans egemenliklerinde yaşayan Manisa’nın antik çağdaki adı Magnesia’dır. 1313 yılında Saruhanoğulları tarafından Bizanslı’lardan alınan şehrin adı Manisa olarak değiştirilmiş ve Beylik merkezi haline getirilmiştir. Bu uygarlıklara ait yeraltında ve üstünde birçok kalıntı günümüze kadar ulaşmıştır. 
Osmanlı döneminde 1437-1595 yılları arasında Şehzadeler tarafından yönetilen Manisa’da Şehzadeler ve aileleri tarafından cami, çeşme, imarathane, köprü, medrese ve benzeri birçok eser yaptırılarak şehir büyük ölçüde imar görmüş ve XIV. yüzyılda sosyal, idari ve ekonomik açıdan önemli bir merkez haline gelmiştir. 
ŞEHZADELER ŞEHRİ MANİSA
Manisa şehzadeler şehri olarak bilinen şehirlerin içinde en önemlilerinden biridir. Gerek Manisa’da yaşamış şehzadelerin çokluğu gerek Osmanlının en büyük padişahlarının önemli bir bölümünün burada sancak beyliği yapmaları şehri haklı bir şöhrete kavuşturmuştur. Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim, III. Murat, III. Mehmet sancakbeyliği yaptıkları bu şehirde devlet yönetmenin staj ve eğitimini görmüşlerdir.Osmanlılarda şehzadelerin sancağa çıkmaları, eski bir Türk geleneğine dayanır. Türklerin kurmuş olduğu devletlerde ileride yönetimi devralması muhtemel veliahtlar ordu komutanlığı, valilik gibi görevler üstlenerek Hakan’a yardımcı olurlardı.Türkler Müslüman olduktan sonra kurmuş oldukları devletlerde bu geleneklerini terk etmişler bu eski Oğuz töresine sadık kalmışlardır. Selçuklular, Anadolu Selçukluları ve Osmanlılar bu geleneği dönüştürerek devam ettirmişlerdir.Kuruluşunu tamamlayan Osmanlı devletinde her biri birer padişah adayı olan şehzadeler hem yönetime katkıda bulunurlar; hem de yönetim tecrübesi kazanmaları için maiyeti ile birlikte başkent dışındaki yerleşim birimlerine yönetici olarak gönderilmeye başlanmıştır. Manisa’nın da aralarında bulunduğu Amasya, Konya, Trabzon ve Kütahya gibi şehirler Şehzadeler şehri olarak bilinir olmuşlardır.Padişahların belli bir yaşa gelen şehzadeleri yanlarında hocaları, askerleri ve diğer görevliler olduğu halde sancağa gönderilirdi. Buna ‘’sancağa çıkma ‘’ sancağa çıkan şehzadeye de ‘’Çelebi Sultan ‘’denirdi.Bu şehzadeler kendilerini yetiştirecek tecrübeli bir devlet adamı olan Lala eşliğinde Anadolu’daki belli başlı şehirlere gönderilir, burada özel bir eğitimden geçerek, bir devlet adamının taşıması gereken vasıflar kazandırılır. Uygulamalı olarak devlet yönetimi öğretilirdi. Bu usulle yetiştirilen Fatih Sultan Mehmet ve Kanuni gibi padişahlar, icraatlarıyla meşhur olmuşlar ve tarihe damgalarını vurmuşlardır.Manisa’ya gelen şehzadeler maiyetleri ile birlikte Saray-ı Amire de ikamet etmekte, şehri buradan idare edip, eğitimlerini de burada görmekteydiler. Özel öğrenci olan şehzadelerden başka onun maiyetinde olan kimseler içinde burası bir eğitim kurumu idi. Şehzade tahta geçerse onunla beraber devleti idare edecek ekipte devlet idareci tecrübesini burada kazanmaktaydı. Devlet yönetim kurulunun küçük bir derneği olan bu ekipte Defterdar, Reisül Küttap, Nişancı, Ruznamçeci, Çavuş başı gibi görevliler bulunurdu.
Şehzadelerin Manisa’da ikametleri şehri etkilemiş, burayı bir ilim, sanat, kültür merkezi haline getirmiştir. Muhtelif yerlerdeki pek çok alim, edip, şair, sanatkar, musiki şinas ve zanaatkar buralara gelip yerleşmiştir. Aynı zamanda bu kültür ortamı pek çok değerli insan yetişmesine zemin hazırlamıştır. Evliya Çelebi Manisa’da divan sahibi 17 şairden bahseder.Bu uygulamalı eğitim sistemi, idareye hakim, ufku açık, 6-7 dil bilen, dirayetli, mükemmel Padişahlar yetiştirmiştir. Şehzadeler burada bir yandan devlet idaresini öğrenirken, diğer taraftan şiir yazabilecek kabiliyeti kazanmış; askeri eğitimle beraber, musiki dersleri ihmal edilmemiş. Milli sporlarla eğlenirken aynı zamanda ilmi kitaplar yazacak seviyede eğitim verilmiştir. Ayrıca her bir padişaha muhakkak kuyumculuk, marangozluk, bahçıvanlık gibi meslekler öğretilir bu meslekleri de icra edecekleri zemin hazırlanırdı. Kadrosuyla birlikte daima halkın içinde olmuş, onların durumlarını yakından görme imkanını bulmuşlardır. Bu eğitim sistemi onları devlet idaresinde başarılı kılmıştır. Şehzade eğitimini Manisa’da gören Fatih yeni bir çağ başlatmış Kanuni Osmanlıyı bir aşiret devletinden, Kanun devletine taşıyarak, Osmanlının kaderi seyrinde söz sahibi olmuşlardır.17. asırdan itibaren terk edilen bu uygulama ile birlikte Osmanlıda ne yazık ki duraklama devrine girmiştir.
|